ROMANLAR
Aşkın Sultanları Ferhat İle Şirin(Ahmet Yiğittop)
Ferhat ile Şirin efsanesi, dünyanın her yerinde aşkın timsali olarak kabul edilen ve yürekleri yakan bir efsanedir. Bu efsanenin doğuş yeri Doğu edebiyatıdır. Nizamî’nin eseri mesnevisinden ilham alınarak, Ali ŞirNevaî tarafından Anadolu’da yaşanmışlığı anlatılan ve yazılan bu mesnevi, Türk halkı tarafından çok beğenilmiştir. Bu beğeni coğrafî uzaklık dinlememiş tüm Türk diyarlarına bu aşk yayılmıştır.
Geniş coğrafya sahasında uzun yıllar anlatılan bu efsane, Anadolu’da Amasya şehrinde ortaya çıkmıştır. Ferhat ile Şirin, temiz bir aşkın, nasıl bir yürek yangını olduğunu yüreklere tekrar tekrar hissettiren bir efsanedir. Amasya halkı bu iki âşığın anısını her daim canlı tutmuş ve Anadolu’da bu efsanenin biricik koruyucusu ve yayıcısı olmuştur. Onlarca varyantı olan efsaneyi, kendi üslubu ile okuyucuya roman halinde aktaran yazar, bu alanda bir eksiği gidermiştir.
Pek çok ünlü aşk ve âşık romanlaştırıldığı halde, bu güne kadar Ferhat ile Şirin henüz bu şansı yakalayamamış idi. Yazarımız sayesinde bu eksiklik giderilmiş ve günümüz gençliğine bu ölümsüz aşk, bir kez daha tanıtılmış, sevdirilmiş oldu.
Amasya, aşkların en temizini yaşayan bir şehir olarak, bu efsane ile tarihe geçmiştir. Şimdi bu efsanenin yeni bir yorumu ile yine görevini yerine getirmektedir. Ferhat ile Şirin’in ölümsüz aşkına sevdadan, okunması gereken bir roman, Aşkın Sultanları: Ferhat ile Şirin. (Sosyal Kİtap, 2024)
Bir Efsane
İğneci Baba
İğneci Baba’nın kardeşi olan Serçoban, Amasya merkeze bağlı Karasenir Köyü’ne yerleşir. Çobanlık ile geçimini sağlayan Serçoban hal ve hareketleri ve ibadetinin sadeliği ile tanınır. Bir gün Amasya’da ayakkabıcılıkla geçimini sağlayan ağabeyi İğneci Baba’yı ziyarete gelir. Beraberinde de koyunlarından sağdığı sütü bir mendiline çıkılayıp hediye olarak getirir. Amacı, kendi mendiline koyduğu sütün, mendilden sızmadığını göstermektir. Serçoban mendilini kunduracı dükkanının duvarındaki bir çiviye asar. Bu sırada İğneci Baba dükkanında bir bayanın ayak ölçünü almaktadır. Serçoban, bayanın topuklarını görünce, “ne kadar da güzel” diye aklından geçirdiğinde çiviye asılan mendilden süt yavaş yavaş damlamaya başlar. İğneci Baba, kardeşinin niyetinde bozulmalar olduğunu sezer ama hiç birşey belli etmez. Bayan ayak ölçünü verip dükkandan ayrılınca, İğneci Baba, kardeşi Serçoban’a “ Keramet dağ başında ermekte değil, keramet burada, çıkındaki sütü damlatmamakta” der. Mezarı bugün özel bir mekan olarak hazırlanmış, Kocacık Çarşısı’ndadır.(engelsizedebiyat,2024)
Bir Kelime
ALAF: ALEV
Bir Deyiş
Amasya’nın Bar Dağ’ı, bir dağı olmazsa öbür dağı.